HAN Vakfı ile 99 El Yazması Eserden Avrupa'ya Uzanan Bir Kültür Yolculuğu
RÖPORTAJ | MEHTAP ÖZER SEYRAN
ANKARA (AYIŞIĞI) Toplumların geleceğini inşa eden en önemli unsurların başında eğitim, kültür ve manevi değerler geliyor. Bu anlayışla 2010 yılında kurulan Hafız Abdullah Nazırlı Vakfı (HAN), bugün yalnızca kitap yayıncılığı yapan bir kuruluş değil; ilimden sanata, burs faaliyetlerinden akademik çalışmalara kadar geniş bir alanda hizmet veren örnek vakıflardan biri haline geldi. Ayışığı Gazetesi olarak, Hafız Abdullah Nazırlı Vakfı Kurucu Başkanı Vehbi Nazırlı ile vakfın kuruluş hikâyesini, bugüne kadar yürüttüğü çalışmaları ve gelecek hedeflerini konuştuk.
"Vakfı Babamla Birlikte Elazığ'da Kurduk"
Mehtap Özer Seyran: Öncelikle vakfınızın kuruluş hikâyesini sizden dinlemek isteriz.
Vehbi Nazırlı: Hafız Abdullah Nazırlı Vakfı'nı 2010 yılında rahmetli babam Hafız Abdullah Nazırlı ile birlikte Elazığ'da kurduk. İlk yıllarda vakfımızın merkezi Elazığ'daydı ve faaliyetlerimizi burada yürütüyorduk. O dönemde en önemli hedeflerimizden biri Kur'an kursu inşa etmekti. Çok şükür bu hedefimizi gerçekleştirdik. Kur'an kursunun yapımı tamamlandıktan sonra yönetimini Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı müftülüğe devrettik. Vakfımız kuruluş amacına uygun şekilde hizmet etmeye devam etti ancak zaman içerisinde Elazığ'da vakıf çalışmalarını sürdürebilmek için beklediğimiz ölçüde destek göremedik.
"Merkezimizi Ankara'ya Taşımak Zorunda Kaldık"
Mehtap Özer Seyran: Daha sonra vakfın merkezi Ankara'ya taşındı. Bu karar nasıl alındı?
Vehbi Nazırlı: Vakfın faaliyetleri zamanla Ankara merkezli yürütülmeye başladı. Gerek resmi işlemler gerekse yürüttüğümüz projelerin büyük bölümü Ankara'da şekillendi. Bu nedenle yönetim kurulumuzla birlikte vakfın merkezini Ankara'ya taşıma kararı aldık. Bugün vakfımızın merkezi Ankara'da bulunuyor ve çalışmalarımızı buradan Türkiye'nin birçok noktasına ulaştırıyoruz.
"Babamın 99 El Yazması Eserini Geleceğe Taşıyoruz"
Mehtap Özer Seyran: Vakfınızın en dikkat çeken çalışmalarından biri kitap yayıncılığı. Bu projeyi anlatır mısınız?
Vehbi Nazırlı: Babam Hafız Abdullah Nazırlı'nın sağlığında tamamen kendi el yazısıyla kaleme aldığı tam 99 eser bulunuyor. Bu eserler bizim için yalnızca kitap değil, aynı zamanda kültürel ve manevi mirastır. Şimdi bu eserleri gelecek kuşaklara kazandırmak için yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Ancak bu kolay bir süreç değil. Çünkü kitapların tamamı Osmanlıca el yazısıyla yazılmış durumda. Öncelikle uzman ekipler tarafından günümüz Türkçesine çevriliyor. Ardından oldukça titiz bir sayfa düzeni hazırlanıyor. Her kitabın bir sayfasında rahmetli babamın kendi el yazısıyla yazdığı Osmanlıca metin yer alıyor. Karşı sayfada ise günümüz Türkçesine çevrilmiş hali bulunuyor. Bu, rahmetli babamın bize bıraktığı önemli vasiyetlerden biriydi. Biz de bu vasiyeti birebir yerine getiriyoruz. Hem orijinal metni koruyoruz hem de gençlerin anlayabileceği bir eser ortaya çıkarıyoruz. Bu çalışmalar büyük emek, sabır ve hassasiyet gerektiriyor. Fakat biz bunu bir yayın faaliyeti olarak değil, kültürel bir emanetin gelecek nesillere aktarılması olarak görüyoruz.
"Üç Uluslararası Yarışmayla Vakfımız Avrupa'da Tanınır Hale Geldi"
"450 Telifli İlahi Vakfımıza Ait"
Mehtap Özer Seyran: Vakfınızın kültür ve sanat alanındaki çalışmaları da dikkat çekiyor. Özellikle ilahi beste yarışmaları oldukça ses getirdi. Bu süreci anlatır mısınız?
Vehbi Nazırlı: Kurulduğumuz günden itibaren yalnızca kitap yayınlayan bir vakıf olmayı hedeflemedik. Kültür ve sanatın da toplumun manevi hayatını besleyen önemli alanlar olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla bugüne kadar üç kez Uluslararası İlahi Beste Yarışması düzenledik. Yarışmalarımıza Türkiye'nin yanı sıra farklı ülkelerden de çok sayıda eser gönderildi. Bu organizasyonlar sayesinde bugün vakfımıza ait yaklaşık 450 telif haklı ilahi oluştu. Bu ilahilerin önemli bir bölümü profesyonel sanatçılar tarafından stüdyolarda seslendirildi. Albümler hazırladık. Bugün bu eserler başta Diyanet Radyo olmak üzere birçok radyo kanalında yayınlanıyor. Bu bizim için büyük bir mutluluk. Çünkü yapılan çalışmalar sadece bir yarışmayla sınırlı kalmadı; kalıcı kültürel eserlere dönüştü.
"Bugün Avrupa'dan Davet Alıyoruz"
Mehtap Özer Seyran: Vakfın faaliyetleri artık uluslararası alanda da biliniyor diyebilir miyiz?
Vehbi Nazırlı: Elhamdülillah diyebiliriz. Düzenlediğimiz uluslararası yarışmalar sayesinde vakfımız bugün Avrupa'nın birçok ülkesinde tanınmaya başladı. İlahilerimiz oralarda okunuyor, söyleniyor. Hatta Temmuz ayının başında Bosna Hersek'e davet edildim. Bu ziyaret kapsamında hazırladığımız nota kitabını da götüreceğim. Bizim için en büyük mutluluk, Anadolu'da başlayan bir kültür hareketinin bugün uluslararası düzeyde karşılık bulmasıdır.
"Üç Ayda Bir Bilim ve Kültür Dergisi Çıkarıyoruz"
Mehtap Özer Seyran: Yayın faaliyetleriniz sadece kitaplarla sınırlı değil sanırım.
Vehbi Nazırlı: Hayır. Vakfımız bünyesinde üç ayda bir yayımlanan kapsamlı bir dergimiz bulunuyor. Dergimizde; bilim, kültür, sanat, edebiyat, tarih, ahlak, eğitim, aile gibi toplumun temel meselelerini ele alıyoruz. Ancak özellikle siyasetten uzak durmaya özen gösteriyoruz. Çünkü amacımız toplumu ayrıştırmak değil, ortak değerler etrafında buluşturmak.

"Akademisyenlerimiz Dergimize Güç Katıyor"
Mehtap Özer Seyran: Yazıları kimler hazırlıyor?
Vehbi Nazırlı: Çok kıymetli akademisyen dostlarımız var.Türkiye'nin farklı üniversitelerinde görev yapan öğretim üyeleri düzenli olarak dergimize makale gönderiyor. Her sayımız ciddi bir editoryal çalışmanın ardından hazırlanıyor. Biz de bu yazıları okuyucularımıza ulaştırıyoruz. Bu yönüyle dergimiz sadece vakfın yayını değil; akademik bir bilgi ve kültür platformu haline geldi.
"Son Sayımızı Aileye Ayırdık"
Mehtap Özer Seyran: Son sayınızın konusu aileydi. Neden böyle bir dosya hazırladınız?
Vehbi Nazırlı: Çünkü bugün toplumun en önemli meselesinin aile olduğuna inanıyoruz. Aile sağlam olursa toplum da sağlam olur. Bu nedenle son sayımızı tamamen aile konusuna ayırdık. Alanında uzman akademisyenlerimiz çok değerli makaleler hazırladı. Evlilikten aile içi iletişime, çocuk eğitiminden ahlaki değerlere kadar birçok konu bilimsel bakış açısıyla ele alındı. Ortaya gerçekten arşiv niteliğinde bir sayı çıktı. Biz istiyoruz ki insanlar yıllar sonra da bu sayıyı açıp faydalanabilsin.
"Gençlere Güvenimiz Tam… Bu Araştırma Bize Umut Verdi"
"Hafız Öğrencilere Sadece Burs Değil, Gelecek İnşa Ediyoruz"
Mehtap Özer Seyran: Vakfınızın eğitim alanındaki en önemli çalışmalarından biri de hafız öğrencilere verilen burslar. Bu projeden söz eder misiniz?
Vehbi Nazırlı: Eğitim bizim en çok önem verdiğimiz alanlardan biri. Vakfımız olarak hafızlığını tamamlamış ve üniversite eğitimine devam eden gençlerimize burs veriyoruz. Toplumda şöyle bir algı var; hafız olan öğrencilerin tamamı ilahiyat fakültelerine gidiyor diye düşünülüyor. Oysa bugün hukukta, tıpta, mühendislikte, eğitim fakültelerinde okuyan çok başarılı hafızlarımız var. Biz de burs sistemimizi buna göre oluşturduk. İlahiyat alanında yüksek lisans ve doktora yapan öğrenciler için belirli bir kontenjan ayırıyoruz. Bunun dışında hukuk, tıp, mühendislik ve diğer fakültelerde öğrenim gören hafız öğrencilerimizi de destekliyoruz. Geçen yıl başlattığımız burs programını bu yıl daha da büyütüyoruz. Hem öğrenci sayısını artıracağız hem de burs miktarlarını yükselteceğiz. Ancak burs verirken yalnızca akademik başarıya bakmıyoruz. Öğrencimizin karakterini, gayretini, ihtiyaç durumunu ve geleceğe dair hedeflerini de değerlendiriyoruz. Amacımız sadece maddi destek vermek değil, ülkesine ve milletine faydalı bireylerin yetişmesine katkı sağlamaktır.
"Gençlere Aileyi, Evliliği ve Milli Değerleri Sorduk"
Mehtap Özer Seyran: Son derginizde üniversite öğrencileriyle yapılan dikkat çekici bir araştırma da yer alıyor. Bu çalışma nasıl ortaya çıktı?
Vehbi Nazırlı: Burs verdiğimiz öğrenciler arasında gerçekten çok çalışkan gençlerimiz var. Onlardan bir proje hazırlamalarını istedik. Üniversitelerinde kendi arkadaşları arasında aile, evlilik, ahlak ve milli değerler üzerine kapsamlı bir anket gerçekleştirdiler. Daha sonra bu çalışmayı akademisyenimiz Mustafa Hocamız bilimsel olarak analiz etti. Ortaya yaklaşık on beş sayfalık çok değerli bir araştırma çıktı. Biz de bunu dergimizin aile özel sayısında yayımladık.
"Bu Sonuçlar Bana Büyük Umut Verdi"
Mehtap Özer Seyran: Araştırmanın sonuçları sizi şaşırttı mı?
Vehbi Nazırlı:Açıkçası çok umutlandırdı.Günlük hayatta olumsuz örnekleri daha fazla görüyoruz.Bu nedenle zaman zaman milli ve manevi değerlerde bir aşınma yaşandığını düşünüyoruz.Fakat araştırma sonuçlarını okuyunca gençlerimizin düşündüğümüzden çok daha bilinçli olduğunu gördüm.Aile kurumuna verdikleri önem… Evliliğe bakış açıları… Ahlaki değerlere bağlılıkları… Milli kültüre sahip çıkmaları… Gerçekten beni çok mutlu etti Akşam eve gidip araştırmayı baştan sona yeniden okudum .İyi yetişen, sorumluluk sahibi ve ülkesini seven çok güzel gençlerimiz var. Bu da geleceğe dair umutlarımızı güçlendiriyor.
"Vakfımızda Her Şey Gönüllülük Esasıyla Yürütülüyor"
Mehtap Özer Seyran: Vakfınızın çalışma prensiplerinden de söz eder misiniz?
Vehbi Nazırlı: Vakfımız kurulduğu gün ilk yönetim kurulu toplantısında çok önemli bir karar aldık. Hiç kimse vakıftan ücret almayacak dedik. Ne huzur hakkı… Ne maaş… Ne de herhangi bir karşılık… Bugüne kadar bu ilkemiz hiç değişmedi. Yönetim kurulu üyelerimiz de, bizler de tamamen gönüllülük esasına göre çalışıyoruz. Projelerimizi kendi imkânlarımızla hayata geçiriyoruz. Bu anlayışın vakfımıza samimiyet ve bereket kazandırdığına inanıyorum.
"Türkiye'nin Meselelerini Konuşuyoruz"
Mehtap Özer Seyran: Vakfınızda düzenli fikir toplantıları da yapılıyor sanırım.
Vehbi Nazırlı: Evet. Belki bugün kullanılan ifadeyle buna "Think Tank" diyebiliriz. Akademisyenlerimiz, ilim insanlarımız ve farklı alanlardan uzman isimler vakfımızda bir araya geliyor. Türkiye'nin sosyal meselelerini… Aile yapısını… Kültürel değişimi… Gençliği… Eğitimi… Bilimi… Konuşuyoruz. İstişare ediyoruz. Yeni projeler geliştiriyoruz. Bu toplantılar bizim için çok kıymetli.
"Yeni Hedefimiz Karz-ı Hasen Projesi"
Mehtap Özer Seyran: Önümüzdeki döneme ilişkin yeni projeleriniz var mı?
Vehbi Nazırlı: İnşallah en önemli projelerimizden biri Karz-ı Hasen olacak. Karz-ı Hasen, İslam kültüründe "güzel borç" anlamına gelir. Faizsiz, tamamen güven esasına dayalı destek modelidir. Bugün burs verdiğimiz öğrenciler mezun olacak. Kimisi iş kuracak. Kimisi evlenecek. Kimisi yeni bir hayata başlayacak. İşte tam o noktada onların yanında olmak istiyoruz. Bir fon oluşturuyoruz. Bu fondan ihtiyaç sahibi gençlerimize faizsiz destek sağlayacağız. Hayatlarının en kritik döneminde onlara omuz vermeyi hedefliyoruz. Şu anda proje üzerinde yoğun şekilde çalışıyoruz.

"Bizim Hedefimiz Kalıcı Eserler Bırakmak"
Mehtap Özer Seyran: Son olarak neler söylemek istersiniz?
Vehbi Nazırlı: Biz hiçbir zaman günü kurtaran işler yapmayı düşünmedik. Yaptığımız her çalışmanın yıllar sonra da insanlara fayda sağlamasını istiyoruz. Kitaplarımız… Dergimiz… İlahi eserlerimiz… Burslarımız… Akademik çalışmalarımız… Hepsi aynı hedefe hizmet ediyor. İlimi, kültürü, sanatı ve milli-manevi değerleri gelecek nesillere aktarmak… Biz buna bir vakıf faaliyeti değil, bir medeniyet sorumluluğu olarak bakıyoruz. İnşallah bundan sonra da yeni projelerle milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz.